Migren Maceram ve Beslenme Şeklim


migrenin çaresi

Arama motorlarına migren yazdığınızda "Migrene son" "Migren ameliyatı" "Migrene çözüm bulundu" "Migren için botoks" gibi bir çok yazı ile karşılaşmanız mümkün. Bende yıllarca bir çok tedavi yönteminin peşinden koştum. Nasıl olacak bende bilmiyorum ama 17 yıllık migren maceramı, çektiklerimi, denediğim yöntemleri yazmaya karar verdim. Umarım faydası olur. Ben çok şükür mutlu sona ulaştım umarım herkesin ağrıları hafifler veya yok olur.

1998 yılı Mayıs ayıyıdı, çok iyi hatırlıyorum. Bir sabah yataktan kalkamadım. O yaşıma kadar hiç böyle bir ağrı ile karşılaşmamıştım ama ailemde migreni olanlar (annem, teyzem, halam, babaannem) olduğu için konuya yabancı değildim. İlk atağım tam 3 gün sürdü, evde çıt ses çıksa delirecek gibi oluyordum. Okul benim için kabus olmuştu ve sürekli başım ağrıyordu. Sonra birkaç nörolog gezdik ve günde 3 tane ağrı kesici (apranax) içtiğim, engelleyici bir tedaviye başladık. Vah benim böbreklerim vah benim karaciğerim :(


Bir süre böyle devam etti ama bu kadar ağrı kesici içince mide problemleri başladı. O zamanda mide koruyucu kullanmaya başladım. Mide koruyucuların verdiği zararları da Broken Brain Belgeseli notlarımda paylaşmıştım. Orası tamamen ayrı bir konu ne yazık ki. 

Bu tedavi işe yaramayınca şimdi adını hatırlayamadığım ama ağrı başlayacağını hissettiğim an dil atıma koymam gereken bir ilaç kullanmaya başladım, hemen eriyordu. O da bir işe yaramadı.

O dönemler Balıkesir'de yaşıyorduk ve Bursa'ya gitmeye karar verdik. EEG, tomografi gibi çeşitli tetkikler yapıldı. Yine migren teşhisi kondu :) Bu arada ben lise son sınıftayım ve üniversite sınavına hazırlanıyorum. Tam bir felaket :(

Üniversiteyi kazanıp İstanbul'a gelince burada başka bir doktorla görüştük. O da bir kalp ilacı verdi, böylece nabzım kontrol altına alınacak ve migren ataklarım azalacaktı. O dönem hafif bir azalma oldu ama tamamen yok olmadı ne yazık ki. Bu arada Zomig, Migrex, Avmigren, Apranax gibi ağrı kesicileri de şeker gibi yutmaya devam ediyordum.

Yıllar böyle geçti. Üniversite 3. sınıfta akupunktura başladım. 10 seans gittim sonra 1. , 3. ve 6. aylarda ara yükleme denilen seanslar yaptırdım. Akupunktur seansları sırasında da bir hafifleme oldu ama yine geçmedi :(

En güzel dönem hamilelikti, 9 ay boyunca hiç başım ağrımadı. O kadar mutluydum ki anlatamam. Hormon değişiminden dolayı bir çok kişinin baş ağrıları kesiliyormuş. Gerçekten mucize.

Yıllar geçti, 30 yaşıma geldim. Hala rüzgar esse, sıcak olsa, güneş çıksa, acıksam, az uyusam, çok uyusam, kahve içsem, çok yemek yesem vb. sebeplerden başım ağrımaya devam etti. Bu sefer başka ünlü bir nöroloğa daha gittim. O da bir tansiyon ilacı verdi, sadece 9 gün kullanabildim. Yan etkileri beni o kadar zorladı ki, o tedavi yöntemi de ne yazık ki çöp oldu.

Bu arada naneli migren yağları, şakaklara patates bağlama, makyaj pamuğu içine karabiber döküp üzerine de kolonya döküp başa bağlama (güzel bir yöntem ama fazla bekletirseniz benim gibi alnınızda kocaman bir yanık ile kalkabilirsiniz), buz koyma, sıcak su torbası koyma hatta Midilli Adası'ndaki bir kilisedeki başı ağrıyanlar için tutulan zeytinyağından sürme gibi çeşitli yöntemler de denemişliğim var :)

Zaman geçti ve 2015 yılına geldik. Beyin ameliyatı olduktan sonra ağrılar çekilmez oldu. Ameliyat sonrası ağrılar ile migren atakları birleşince hayat kabusa döndü. Ameliyattan 6 ay sonra beslenme şeklimi değiştirmeye başlayınca ağrılarım yavaş yavaş yok olmaya başladı. İlk başta kimseye söyleyemedim çünkü imkansız gibi geliyordu, hatta kendim bile inanamıyordum. Zaman geçtikçe ve başım ağrımadıkça kendimi çok değişik hissetmeye başladım çünkü ağrı ile yaşama o kadar alışmışım ki.

Beslenmemde neleri değiştirdim?
  • Buğday, arpa, çavdar, yulaf, bulgur, makarna, tarhana, erişte, ekmek ve türevler, mayalı gıdalar, inek sütü ve peynirleri, şeker, paketli gıdalar vb. tüm ürünleri hayatımdan çıkardım. Geriye ne kaldı diyebilirsiniz ama çok alternatif var. merak etmeyin :) İlk bir yıl çok sıkı bir şekilde koyduğum kurallara uydum. Şimdi arada esnemeler yapabiliyorum.
  • Karabuğday, kinoa, hindistan cevizi yağı, avokado, her türlü çiğ sebze (çiğ beslenme en önemli destekçilerden böylece hiç bir besin değerini kaybetmiyor.), zerdeçal, hurma, çörek otu, sumak, her türlü baharat, lor peyniri, keçi peyniri, keçi sütü, limon (su için), yumurta, kefir ise hayatıma girdi. 
  • Kahvaltılarımdan ekmeği ve poğaça türevlerini çıkardım. Ekmeksiz nasıl kahvaltı yaparım diye merak ediyorsanız Ekmeksiz 10 Kahvaltı Önerisi yazımı da inceleyebilirsiniz.
  • Tüm gluten kaynaklarını mutfağımdan temizlemeye çalıştım.
  • Tüm işlenmiş gıdalardan, paketli market ürünlerinden uzak durmaya çalıştım.
  • Şeker, nişasta içeren işlenmiş ürünleri tüketmemeye gayret ettim. Evet şeker her şeyin içinde var ama biraz özen göstererek hayatımızdaki rafine şeker miktarını azaltabiliriz.
  • Marketlerde light diye bahsedilen ürünleri satın almadım. Bunlar yerine sağlıklı yağlar (sızma zeytinyağı, Hindistan cevizi yağı, avokado, susam, ay çekirdeği vb.) tüketmeye başladım. 
  • Sebzeler: Yeşil yapraklı sebzeler, kıvırcık lahana, ıspanak, brokoli, pazı, soğan, mantar, karnabahar, enginar, kereviz, kuşkonmaz, zencefil, semizotu, patlıcan, balkabağı vb. tüketmeye başladım. Çiğ sebzelerden her gün mutlaka bir öğün salata hazırladım.
  • Glutensiz tahıllar tüketmeye başladım ama beslenmemde büyük ağırlık vermedim. Yani her gün kinoa, karabuğday veya amaranth gibi tahıllar yemedim. Bazen bulgur ve pirinç yerine kullanıyorum. 
  • Şeker tüketiminin yüksek olması vücudumuza-beynimize verdiğimiz en büyük zarar, bu yüzden vücudumuza toksik birçok zarar verebiliyor, enflamasyona sebep olabiliyor. Şekerden kaçmaya çalışırken tatlandırıcı kullanmak ise şeker kullanmaktan çok daha zararlı bir durum. Kendimize çok daha büyük bir zarar veriyoruz. Şeker oranı yüksek olan meyveleri dikkatli tüketmeye başladım. Kan şekeri aniden yükseldiğinde de baş ağrıları tetiklenebiliyor. Sağlıklı diye satılan smoothieler, meyve suları ise vücuda yoğun fruktoz yüklüyor bu yüzden içerikleri, katkı maddeleri, koruyucu maddeler de mutlaka kontrol edilmeli.
  • Sabahları uyandığımda aç karnına limonlu su içmeye başladım. Son yıllarda çok ilaç tükettiğim için karaciğer sağlığıma destek olması için bana özellikle tavsiye edildi.
  • Çok fazla işlenmiş gıda, şeker-mısır şurubunun yoğun tüketimi, fast food tüm sistemi bozuyor. Hücrelerimize ve onları nasıl besleyeceğimize odaklanmalıyız. Yorgun uyanma, beyin sisi, odaklanma problemi, dikkatsizlik, depresyon, kişilik bozuklukları, migren en büyük belirtiler😕 Bu yüzden fast food yiyeceklere de dikkatle yaklaştım.
  • Kemik suyunu hayatıma dahil ettim. Düzenli olarak kemik suyu tüketmeye çalıştım. Sade içemezseniz içine bol baharat ekleyip de deneyebilirsiniz ya da çorbalarınıza bol bol ekleyebilirsiniz. Bağırsak tamiri için en etkili takviye olduğu doktorlar tarafından belirtildiği için bende hayatıma ekledim. Bunun için Kemik Suyu Nasıl Hazırlanır? yazımı okuyabilirsiniz.

Sonuç olarak hayatımda beslenmeme dikkat etmeye başladığımdan beri migren ağrılarım çok şükür beni terk etti, umarım geri gelmez. Ben sadece kendi deneyimimi yazdım tabi ki tıbbi bir tavsiye değil. Bu arada hepsini bir anda yapmak mümkün değil, ben son 3 yılın deneyimini bir sayfada özetlemeye çalıştığım için dikkat edilecek çok fazla nokta varmış gibi gelebilir ama zamanla beslenme düzeniniz oturduğunda hiç sıkıntı yaşamayacağınıza eminim.

Umarım faydası olur, doktora gitmeyi ve tetkikleri yaptırmayı da sakın ihmal etmeyin.

Sevgiler.

2 yorum

  1. Merhabalar,
    Ben de yillardir migren cekiyordum, ataklari azaltmak icin sizin denediginiz yontemlerin bir cogunu denedim hatta Zayiflama derdinden degil migrenimi gecirmek icin istifra etmekten blumia olacaktim;) 2 sene once sekeri tamamen biraktim, karbonhidrat alimini ise mumkun oldugunca azaltip saglikli beslenmeye yoneldim ve hafta da 2-3 gelen ataklar ayda 1-2 ye dusmustu. Su an 4.5 aylik hamileyim evet bas agrim olabiliyor ancak parol aldigim taktirde geciyor. Farketiim ki her sey beslenme ile alakali. Bir ara sekerli seyler tuketmeye basladim ataklarim hemen basladi ancak seker yemeyi kestigimde yine karsiligini alabiliyorum.beslenmeye dikkat edildigi zaman migren tedavisi olmayan bir hastalik olmaktan cikiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, çok gecmis olsun. Ataklarınızın azalmasına çok sevindim. Umarım sağlıkla bebeğinizi kucağınıza alırsınız. Sizin de benzer bir deneyim yaşamanız çok mutluluk verici. Sevgiler

      Sil